HALİME ÇAVUŞ

...

HİKÂYE                                

“Vefatının yıldönümünde Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarından Halime Çavuş’u rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun…”

 

Ankara’dan çıkalı üç saat olmuştu. Kastamonu’da oturan büyükbabamı ve büyükannemi ziyarete gidiyorduk. Aracımızı babam kullanıyordu. Annem önde, ben ve kardeşim arkada oturuyorduk.  Annem: “ Her mevsimde ayrı bir güzelliği var Ilgaz’ın. Ama bence en güzel zamanı da sonbahar.” dedi. Gerçekten de yeşilin her tonu ve sararmaya başlayan tabiat insanı büyülüyordu. Artık yolculuğun sonuna geliyorduk ki babam aracımızı yolun sağındaki heykelin önünde park etti. Daha önce geldiğimiz yolculuklarda olmayan bu anıt yeni yapılmış olmalıydı. Babam: “Haydi inin. Kızım fotoğraf makinasını da al bakalım” dedi. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin Resim Bölümü’nde okuyordum. Fotoğrafa büyük tutkum vardı. Bunu bilen babam Ilgaz’da çektiğim fotoğraflardan sonra herhalde bu anıtın da fotoğrafını çektirecekti…

Kardeşim ortaokula gidiyordu. Halime Çavuş’a ait olduğunu öğrendiğimiz anıt onda merak uyandırmış olmalı ki: “Baba, Halime Çavuş kim?” diye sordu. Annem ve babam Kastamonulu’ydu. Her ikisi de öğretmendi. Babam: “Halime Çavuş, benim köylüm. Mezarı da köyümüz Duruçay’da. Aynı Şerife Bacı gibi İstiklâl Savaşı’nda hizmet vermiş kadın kahramanlarımızdan biridir. İnebolu’dan aldığı cephaneleri cepheye ulaştırmış, o devirde yadırganmamak için erkekler gibi saçlarını kestirmiş, erkekler gibi giyinmiş, düşman kurşunuyla yaralanmış, iyileşince kurtuluşa kadar gerek cephede, gerek cephe ardında hizmete devam etmiştir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra diğer kadın kahramanlarla birlikte Atatürk tarafından Çankaya’da ağırlanmış, gazi ünvanı ve İstiklâl Madalyası ile taltif edilmiş, çavuş rütbesi verilmiş. Çavuş elbisesini giyince “Ben gelinliğimi bugün giydim.” demiş ve hiç evlenmemiş. 1975 yılında ölünceye kadar da asker elbisesiyle gezmeye devam etmiş…”

Kardeşim: “Baba Halime Çavuş’un anıtını niçin buraya diktiler acaba?” diye yeni bir soru sordu. Babam: “İstiklâl Savaşı sırasında İnebolu’dan alınan cephaneler kağnı kafileleri tarafından İnebolu, Küre, Kastamonu, Ilgaz yoluyla cepheye ulaştırıldı. Bu sebeple bu yola İstiklâl Yolu adı verildi. Bu yol Şerife Bacıların, Halime Çavuşların fedakârlıklarıyla ülkeyi kurtuluşa ulaştırdıkları yoldur. İşte bu anıt, İstiklâl Yolu olarak adlandırılan bu yol üzerindeki bu mekâna bu sebeple konulmuş olmalı.” dedi.

Aracımıza binip Kastamonu’ya doğru yola çıkarken Duruçay’daki Halime Çavuş’un mezarını da ziyaret etme kararını verdik…(1)

--------------

Şehit Şerife Bacı Kurtuluş Savaşı Hikâyeleri / Mehmet Sayan

“Kastamonu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti” etkinlikleri kapsamında İl Kutlama Komitesi tarafından bastırılmıştır.

Etiketler :
, , , ,
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum