Arb. Av. Hamit Serdar Yılmaz

Arb. Av. Hamit Serdar Yılmaz

Korkuları yenmek…

...

Hepimiz yolcuyuz şu fani dünyada, kabul etsekte etmesekte. Bir zaman sonra öyle bir an geliyorki kendi emsallerinin bulunmadığı yeryüzünde yabancıya dönüyor insan, mahkeme duvarlarından daha soğuk bir gerçekle.İşte böyle bir dünyada üzerine yemin edilen bir ahde bağlı olarak, sonunda ise sabredenlerin müjdesine sebep olacak korkuyla,açlıkla, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınanmak üzere gelmişiz yeryüzüne. İmtihan süremiz bitince asıl mekanımıza döneceğiz.Haliyle takdir edilen sayılı nefesler doğum anından itibaren esasında hep bir geri sayım. Her geçen gün sonun başlangıcına doğru yaklaşıyoruz.Buna kimileri sevinir. Çünkü hep mazlum olmuştur, hakkı yenmiştir, haklılığına rağmen güçsüzlüğü nedeniyle ezilmiştir, dünyada hesabını veremeyeceği bir kalbur samanı dahi yoktur.Bu sebeple Rabbi huzuruna emin bir şekilde çıkacaktır. Kalbinden ruhuna yayılan iyikide inandığımız bir ahiret var, iyikide cehennem var düşüncesi masumiyetin zirvesini teşkil eder. Kimileri de korkuyordur.Çünkü hep zalim olmuştur, hak yemiştir, makamını torpille, servetini zulmüyle edinmiş, haksızlığına rağmen şartların gücüyle ezdiğini zannetmiştir. Haliyle ölüm ne kadar uzaksa, o kadar rahattır en sağlam kalelerde bulunmanın ruhundaki kandırmacasıyla.

Yaradan Kur’an’da imtihan sebeplerinde birinci sebep olarak korkuyu belirtmiştir.Adeta en ağırdan en hafife doğru bir sıralama yapmıştır.Bu sıralama dahi insan olarak ne kadar aciz varlıklar olduğumuzu göstermektedir. Bu acziyet içerisinde eksiklerimizi saymaya kelimeler yetmez.Lakin eksiklerin tamamlanma yollarıda, hataların ve yanlışların düzeltilme şekilleride hep insanoğluna anlatılmıştır.

İnsan korkularını düşündüğü zaman aklınaneler gelmiyorki! Zararlı varlıkların ve yerlerin oluşturduğu fıtraten gerçekleşen korku hissi taşıyoruz.Çok güçlü düşman karşısında oluşan haram bir korku olabiliyor. Şeytanın vesvesesinden doğan ayrı bir korku var.Bunların hepsini yokeden ve farz olan Allah korkusu(havf) ise bambaşka bir yerde duruyor. 

Zalim ayrı bir düşünceyi beslerken mazlum başka bir düşüncededir. Kişi için; işini, mesleğini, makamını, anne-babasını, eşini, çocuklarını, kardeşlerini, servetini, sağlığını, evini, arabasını kaybetme korkusu gibi. Rızık, düşman,kaybolma korkusu. Yine ölüm, işkence, hapsedilme korkusu. Daha o kadar çok korkuçeşitlerivarki. Bunlar mazlumda ve zalimde farklı tezahür ediyor. Zalim okyanusun dibinde boğuluyormuşçasına en derinde yaşıyor bunları.Korkuya verdiği yanlış cevapla cehenneme dönderdiği bulunduğu yerde korkusu arttıkça, dibe battıkçazulmünüde artırıyor.Firavun, Nemrut, Karun… hep yaşadı bunu.Ve son nefes fayda etmedi.Bugünde mazlum coğrafyalar gösteriyor bunu.

Bunlara bir mü’min gözüyle bakıldığında ise sadece imtihanın bir cilvesi olan basit sebeplerdir.Oda ancak kaza için sebeplerin tevessül etmiş olması halindedir.Elbettekibeşeriz,şaşarız, duygular taşıyoruz. Duygularımız birçok davranışımıza etki ediyor. Lakin üzerimize düşen ve yapmamız gereken; korku sebebi olabilecek hadiseleri kulluğumuza uygun bir şekilde yönetebilmek.İşte zalim bunları ilahlaştırmışken mü’min için yegane korkulacak olan Allah’tan, bize sadece imtihan vesilesi olduğunu düşünmek ve idrak etmektir. Nitekim Âl-i İmrân Suresi 175. ayette Cenab-ı Hakk; “Size o haberi getiren şeytan sadece kendi dostlarını korkutur, siz ondan korkmayın da bana isyandan korkun, eğer mü'minlerseniz.” Diye uyarmaktadır. Demek ki mü’minler için getirilmeye çalışılan korku duygusunun temelinde şeytandan gelen ve içerisinde kapalılığı, şüpheyi,hurafeyi ve cehaleti barındıran evham bulunmaktadır.Maide Suresi 44.ayette ise insanlara kimden korkmaları gerektiği öğretilmekte ve; “O halde insanlardan korkmayın, benden korkun...” Buyurulmaktadır. Demek ki şeytanın oluşturduğu korkularda aracı ise insan olmaktadır.

Dolayısıyla korku, kulluk için yaratılanların bir imtihan vesilesidir.Mü’minler Yaradan’a teslim olmuştur.Hakk’ın,kaderinde verdiği kararın ötesine geçerek kendi zihninde ayrı bir senaryo oluşturmaz. İmanının yanına güvende eklenmiştir ve hiçbir vesvese,mü’miniRabbi’ne güvensizliğe itemez.İnananlar  farklı şekilde tezahür eden tüm korkuları, Yaradan’ın korkusu, Yaradan’ın yazdığı kader, Yaradan’ın gerçekleştirdiği kaza içerisinde eritir ve bir yandan korkunun ötesindeki çok daha yüce makamlara talip olurken, bir yandanda tüm korkularındanda emin olur.Böylece Yunus Suresi 62.ayette buyurulan; “İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”müjdesi mutlaka yaşanırve hüküm ve kararın yalnız Allah’ın olduğu, sahte ve uydurma hükümlerin hiçbir geçerliliği olmadığı ortaya çıkar.

Etiketler :
, , , , , , ,
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum