Kimse gerçekten sevmiyor

...

Filmlerdeki aşklar, senaryo icabı olsa da senaristin de bir insan olduğunu unutmayın. Gerçek veya değil, filmlerde insanların hayal dünyasını ve aşk anlayışını yansıtan hikayeleri izliyoruz. Yani aşk konusunda beklentiler farklı olsa da düşler benzerlik gösteriyor. Fakat ilham veriyor mu? Vermiyor olsa gerek, çünkü filmlerin gerçeği yansıtmadığını tekrarlayan erkekler ve gerçeği yansıtıp yansıtmaması umurunda olmayan, yani konuya daha hâkim olan kadınların çatışması bitmiyor… Kadınlar konuya daha hâkim bu konuda çünkü konu gerçeklik değil. Kadınlar aslında ‘Gerçek olmasa da bana bu duyguları yaşat, kendi gerçeğimizde beni ne kadar sevdiğini göster.’ demek istiyor. Dolayısıyla bunların senaryo olduğunu söyleyen erkekler de aşkın nasıl yaşanması gerektiği konusunda acemi…

Aşkı aşk yapan şeyden biri fiziksel çekimdir. Zamanla azalıp yerini başka duygulara bırakacağı için, içinizi ısıtacak sözlere ve davranışlara her zaman ihtiyacınız olacak. Esirgediğiniz ya da sizden esirgenen her güzel söz, filmlerdeki aşkların gerçekten de senaryodan ibaret olduğuna inandıracak.

Bir senaryodaki oyunculuğu sergilemek zor geliyor, kendi senaryosunu güzel yazmak da akla gelmiyor.

Aşk konusundaki algıları temize çekmek gerekiyor…

Öncelikle, karşıdakini doğru okuyabilmek lazım. Bunun için de gerçek bir farkındalık ve savunma mekanizmasının devre dışı olması gerekir. Sürekli savunma halinde olan biri hislerinin farkında değildir ve başkasının da kendisini görmesinden korkuyordur.  Halbuki aşktaki kalp çarpıntısının sebebi zaten yaklaşmaktır. Daha çok tanışmaktır. Kimse gerçekten sevmiyorsa, baştan sevmiyor aslında…İlk zamanlarda kendi hislerini karşı tarafın hislerinden daha üstün ve öncelikli gördüğü için, onun beklentilerini karşılamak içinden gelmiyor. Yüzünü güldürmenin kendisinde nasıl bir his bırakacağını bilmediği için de kılını kıpırdatmıyor.

Hisler yanılmaz, eğer hisleriniz değiştiyse, baştaki hislerinizin gerçek olmaması ya da algınızın kolay yönetilmesi söz konusudur.

Eğer birileri gerçekten sevseydi;

Sevmenin aileden öğrenilen bir şey olmasından bağımsız, kendi sevgi dilini oluştururdu…

Birini düşünmenin, aklından geçirmek olmadığını bilirdi…

Eleştirinin hiçbir türlüsünün aşka zarar vermeden yapılamayacağını bilirdi, eleştiri yerini fikir vermeye bırakırdı.

Aşkın, onu herkesten farklı görmek olduğunu bilirdi.

Üzülmesine izin vermenin, kendi içinde bir itibarsızlığa neden olacağını bilirdi…

Aşkın iyileştirici gücünü, o kişinin gözünde görene kadar ayırmazdı gözlerini…

Saygısızlaşma veya öfke gibi insani zaaflarını göstermekten ödü kopardı…

Senaryoları insanların yazdığını bilirdi…

Aşkınız, sizin hiç kimseye anlatmadığınız şeyleri anlatma fırsatınızdır. Filmlerden ilham almaktan gocunmayacak kadar rahat olabilirseniz eğer, tanıştığınıza memnun olursunuz.

Etiketler :
, , , , ,
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum