
Kastamonu İl Temsilcisi: " Tarafsızlık ya da arabuluculuk kabul edilemez"
....
Emek Partisi Kastamonu İl Temsilcisi Fikret Tufanyazıcı,
tüm dünyanın gündemini meşgul eden "Hamas, Filistin ve İsrail"
arasındaki gerilimi değerlendirdi. Tufanyazıcı: "Bugünkü saldırıları
siyonist İsrail rejimi hazırladı. Filistin’in intifadalardan gelen direniş
mirası Hamas’a değil Filistin halkına aittir." dedi.
Hamas-İsrail geriliminde; Netanyahu hükümeti 'savaş hali'
ilan etti. Her iki taraftan yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Hamas'ın silahlı
kanadı cumartesi sabahı İsrail'e karşı yüzlerce roket fırlatarak mayıs ayındaki
çatışmaların ardından varılan ateşkesi sona erdirdi. Saldırıyla birlikte çok
sayıda silahlı Hamas militanı da İsrail'e girdi.
Emek Partisi Kastamonu İl Temsilcisi Fikret Tufanyazıcı,
tüm dünyanın gündemini meşgul eden "Hamas, Filistin ve İsrail"
arasındaki gerilimi değerlendirdi.
Tufanyazıcı, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği
tartışmalı savaş ile ilgili şunları kaydetti: "Bugünkü saldırıları siyonist
İsrail rejimi hazırladı. Filistin’in intifadalardan gelen direniş mirası
Hamas’a değil Filistin halkına aittir.
Hamas’ın 7 Ekim sabahı başlattığı İsrail’e yönelik Aksa
Tufanı “operasyonu” İsrail ve Filistin arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya
yükseltti. 1948’de Filistin halkını zorla yerinden edip bugün bu halkı
kuşatılmış bir biçimde yaşamaya zorlayan Siyonist İsrail devleti bugünkü
tablonun da sorumlusudur. Gazze halkı yıllardır açık bir hapishanede yaşamaya
zorlanmıştır.
Hamas’a bağlı İzzettin el Kassam Tugaylarının Gazze’den
roketler atıp birkaç gerilla grubunun farklı noktalardan İsrail’e girerek bir
sınır kapısıyla bir polis merkezini ele geçirip bazı İsrail askerlerini esir
aldığı “operasyonu” İsrail Siyonizmi’nin kitlesel katliamlarının bilinen
saldırganlığının bir sonucu olmuştur.
Filistin halkına İsrail’in 2008-2023 arasında düzenlediği
ve Filistin’in 300 bin kişiden fazla kayıp verdiği dört büyük harekât ve
kesintisiz tacizler karşısında büyük ölçüde sessiz kalan emperyalizmin
kalelerinden ve bölgedeki aparatlarından İsrail’e destekler ya da ‘itidal’
telkinleri yükseliyor. Oysa İsrail topları ve uçakları Gazze Şeridine yönelik
bombardımanlarını herhangi bir gerekçeye ihtiyaç duymadan taş üstünde taş
bırakmamacasına sık sık tekrarlarken, zaman zaman tank harekatlarıyla sivil
halka zulmetmeye devam ederken ve Batı Şeria halkına zulüm uygulanırken
İsrail’e dur demeyen bu devletler önceden de aynı tavrı sürdürmüşlerdi.
Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetimi altında Gazze halkının nefes boruları olan
Koridorlar kapatılırken aynı bölge devletleri seslerini yükseltmediler. Trump
taraflı ya da tarafsız destekler eşliğinde üç dinin kutsallarının bulunduğu
Kudüs’ü başkent ilan ettiğinde de aynı durum söz konusuydu. Buna dayanarak
Siyonist İsrail de bu kentin özel statüsünü yok saymış, Mescidi Aksa’yı ve
dolayısıyla Filistinlilerin inançlarını saldırı hedefleri arasına almıştı.
Filistin sorunu tarihsel bağlamından koparılarak bugünkü
saldırıları açıklamak mümkün değildir. Bu sorunu sözde çözmek üzere düzenlenen
zirvelerde İsrail’in yarattığı fiili durumu veri kabul ederek Siyonist devletin
çıkarlarını gözeterek kararlar alanlar da sorunu daha da karmaşıklaştırmış,
Filistin’in elini kolunu bağlayarak İsrail’e yeşil ışık yakmaya devam
etmişlerdir. İsrail’in süreklilik
kazanmış Filistin ulusuna yönelik saldırganlığı ve zulmü koşullarında “önce kim
saldırdı?” sorusu anlamsız kalmıştır.
İsrail halkı dahil, dünyanın birçok ülkesinde İsrail’in
Filistin’e yönelik saldırılarına karşı koyanlar, protesto edenler sadece
halklar oldu. Kendi ülkelerinin meydanlarını doldurarak seslerini yükseltenler
yoksul ve varlığı tanınmayan Filistin halkının yanında oldular.
Filistin halkının intifadalardan gelen direnişi ve
mücadelesi meşrudur. Fakat, geçmişten bu yana canları pahasına ülkeleri için
mücadele eden Filistinlilerin mücadele birikimini temsil eden güç elbette Hamas
değildir. Filistin davasını satan, Filistin ulusunun hak eşitliği mücadelesini
yozlaştıran, en az İsrail Siyonizmi kadar dini gericiliğin kalesi olan Hamas’ın
sivil halka yönelik saldırıları da onaylanamaz.
Hamas’ın saldırısı da dünyadaki gerilimlerin yavaş yavaş
yükseldiği koşullarda ortaya çıktı. Bir yandan Ukrayna coğrafyasında karşı
karşıya gelen ABD-AB emperyalistleriyle Rusya arasındaki paylaşım savaşları son
Ermenistan Azerbaycan kriziyle derinleşti. Türkiye Hamas saldırısından iki gün
önce ‘bir gece ansızın’ Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgelerine harekât
düzenledi, Irak topraklarına hava harekatları aralıklı olarak sürüyor. ABD
Ortadoğu’daki gerilimleri kışkırtmaya ve bölge devletlerini kendi çıkarları
doğrultusunda saflaştırmaya devam ediyor. Hizbullah’ın Hamas’ın yanında
olacağına ilişkin açıklamalarıyla birlikte ABD’nin İran üzerine yaptığı ve
gününün gelmesini beklediği hesaplar yeniden açılmaya hazır.
ABD emperyalizminin kullanışlı aparatı siyonist İsrail
yönetiminin yıllardır izlediği politikalar NATO toplantılarının sonuç
protokollerinde ilan edilen paylaşım savaşlarının derinleştiği bir düzlemden
gerilime hizmet etmeye devam ediyor. Bölgenin fay hatları birikimi taşıyamaz
hale geldi.
ABD ve Avrupalı emperyalistler sadece Hamas’ı kınayarak
açıkça İsrail ve saldırganlığını desteklemektedirler. Açıktır ki, hak
eşitliğinden söz etmeden yapılan kınamalar bizzat kendileri halklara saldıran
emperyalistlerin karakteridir. Hamas’ın saldırıları da emperyalizmin dünya
düzeni için bir nimet olarak değerlendirilecektir.
Türkiye de taraflara itidal tavsiye etmekle yetindi.
Erdoğan’ın Davos’taki ’One Minute’ gösterisiyle İsrail’e kafa tutmasının hemen
ardından İsrail’le ortak hava tatbikatları, ticari ilişkiler, ABD ile süren
bağımlılık ilişkileri nedeniyle Türkiye yönetimi bundan daha farklı bir tutum
gösterebilecek durumda değildir. Her durumda İsrail Siyonizmi’nin sırtı
sıvazlanmıştır.
Bugün her İsrail operasyonunda canı yanan, zulüm
altındaki Filistin halkı yalnızdır. Yurttaşlık haklarına sahip olamayan,
devletleri tanınmayan, yaşam alanları her gün biraz daha daralan bir şeride
sıkışan Filistinliler’in halkların demokratik vicdanından başka desteği yoktur.
İsrail Siyonizmi’nin hak tanımazlığı karşısında
tarafsızlık ya da “arabuluculuk” tutumu alınamaz. Ulusal siyasal hak eşitliği
ve devlet olma hakkı talep eden Filistinliler haklıdır; bu mücadele
desteklenmeli ve Filistinlilerin hak eşitliğini tanımayan hiçbir “çözüm” kabul
edilmemelidir.
Emek Partisi Siyonist İsrail’in tutumu karşısında
Filistin halkının yanındadır. Filistin ve İsrail halklarının eşit siyasal
haklara sahip olması gerektiğini savunur.
İsrail’in işgal altında tuttuğu toprakların kaderi iki
halk tarafından ortaklaşa belirlenmelidir. Sonu gelmeyen saldırıların
durdurulmasının yolu budur." dedi.
Kaynak:
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.