Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu “önlem paketi”ni eleştiren İl Başkanı Tufanyazıcı; "Buna göre mevcut TL hesaplarda ve dövizden TL’ye dönecek hesaplarda faiz kazancı, kur değişiminin altında kalırsa bu fark mevduat sahibine ödenecek. Peki, kur değişiminden kaynaklı bu farkı kim ödeyecek? Açıklanan pakete göre, işçi sınıfı, emekçiler ve bir bütün olarak halk ödeyecek. Buna sessiz kalmamalıyız. Hükümetin ülke ekonomisini içine soktuğu durumda, emekçilere dayattığı model, mevduatların büyük kısmına sahip olan ve toplamda ancak binde 3’ü oluşturan milyonerleri, zenginleri, patronları, rantiyecileri ve vurguncuları kurtarmak, onların olası zararlarını halktan topladığı vergilerle ödemek. Bunu kabul etmiyoruz" dedi
“GERÇEK ENFLASYON YÜZDE
50’Yİ BULDU”
Fikret Tufanyazıcı, açıklamasına şöyle devam etti; “Son bir
yıldır hem döviz kuru artışları hem de halkın sırtına yıkılan vergi yükü ile
emekçiler, neredeyse yarı yarıya yoksullaştı. Gerçek enflasyon yüzde 50’yi
buldu. Temel tüketim maddelerine gelen zamlarla, asgari ücret zammı yapılır
yapılmaz, anlamını yitirdi. Kapitalistlere ve rantiyecilere sağlanan güvence
ile döviz kuru düşmesine rağmen, bunun işçi ve emekçilere en ufak bir yansıması
olmadı. Ne kiralar ne de ekmekten başlayarak temel tüketim maddelerine yapılan
zamlar aynen duruyor. Üstüne üstük yeni yılla birlikte halkın üzerindeki vergi
yükü daha da arttırıldı. Bu tablonun yükünü birisi çekecek. Hükümetin safı
belli. Başta yandaş şirketler olmak üzere, patronlar, rantiyeciler ve vurguncuları
kurtarmak, tüm yükü emekçilerin sırtına yüklemek. Çözüm de belli. Bu düzenin
kaymağını kim yediyse faturayı da o ödemeli. Emekçilerin yeni bir yük
kaldıracak hali yoktur. Yoksulluk ve hayat pahalılığını durdurmak için derhal
emekçiyi koruyacak önlemler alınmalıdır. Yapılan tüm zamlar geri çekilmelidir. KDV
başta olmak üzere elektrik, su, doğalgaz gibi temel ihtiyaçlardan alınan
vergiler düşürülmeli, milyarderlere ek vergiler getirilmelidir. Hükümetin bunu
yapmaya ne niyeti ne de gücü vardır. Bu, ancak işçi sınıfı ve emekçi halkın
yoksulluğa, hayat pahalılığına ve sömürüye karşı bir araya gelmesiyle ve ortak
mücadelesi ile mümkündür. Şimdi, böyle bir mücadeleyi büyütmenin zamanıdır".