Kastamonu'da ortak aday Galip Vidinlioğlu mu?

Kastamonu Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, Aralık ayı Belediye Meclis toplantısında dikkat çeken açıklamalar yaptı.


Sayıştay Raporu üzerinden kendisine yüklenen CHP PM Üyesi Hikmet Erbilgin'e sert bir dille cevap veren Vidinlioğlu, diğer taraftan da yerel seçimler öncesi 'ittifak vurgusu' yaparak üstü kapalı bir şekilde mesaj verdi.
Vidinlioğlu'nun konuşmasında sık sık 'Cumhur İttifakı' vurgusu yapması dikkat çekerken; geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret ettiğini de hatırlattı.


Aralık ayı içerisinde belirlenmesi beklenen adaylar öncesinde de Kastamonu'da AK Parti ve MHP'nin ortak adayla çıkması da kulislerle konuşulurken; Vidinlioğlu'nun, ''İnşallah, önümüzdeki günlerde neyin ne olduğunu herkes görür. Kastamonu'da hayal kuranlara gerekli cevabı Cumhur İttifakı olarak biz vereceğiz'' ifadeleri akıllarda soru işareti bıraktı.
Galip Vidinlioğlu'nun mecliste yaptığı konuşma şu şekilde:

''USÜLSÜZLÜK YOKSA UYARILIR''
''2019'dan bugüne kadar 4 defa Sayıştay, bir defa da mülkiye müfettişlerince denetime tabi olduk. Bugüne kadar da hiç kimse bize; şu şöyle olmuş, bu böyle olmuş demedi. Devlet ve özellikle Sayıştay, mülkiye kanadı çok ciddidir. Herhangi bir usulsüzlük gördüklerinde yakanıza yapışırlar. Dolayısıyla, genelde; Sayıştay raporlarında bu tarz usulsüzlükler yoksa, akçalı işler yoksa, zimmete para geçirme yoksa, kamu malına zarar verme, kamu kaynaklarını yanlış kullanma varsa, mevzuatlar gereğince sizinle ilgili işlemler başlatılır. Genelde Sayıştay denetimlerinde bu yoksa, usulen bazı şeyler size 'şunu şöyle yapsanız daha doğru olur' şeklinde yazılır ve verilir. ''
''BUNDAN BİR ŞEY ÇIKMAZ''
''Ben size olanları söyleyeyim; belediye meclisi kararıyla 5 yıl, encümen kararıyla 3 yıl kiraya verilmektedir. Kira süreleri biten tüm gayrimenkuller, aynı usullerde yani ihale yoluyla verilmektedir. İşgaliye usulü yapılan kiralamalar yapmışsınız diyor. Hiç, işgaliye usulüyle ne kiralandı diyen olmadı, sadece 'vay efendim sen nasıl bunu işgaliyeyle verirsin..'' İşgaliyeyle verilen yer; simit aldığınız seyyar, yediğiniz kokoreççi, köfteci... Bunlar dükkan değil ki zaten. Bunlar işgaliye yoluyla verilir. Dolayısıyla onun dışındakiler ihaleyle verilmiştir. Bundan bir şey çıkmaz. İşte, kira sözleşmelerine uyulmaması. Ne yapmışız? Pandemi döneminde kiraları devlet de öteledi, biz de öteledik. Sonrasında da yapılandırmayı yaptık, denetim raporu internette açık ortamda yayınlanıyor. Kirada çok az bir tahsilat oranı olmuş deniyor. Evet az oldu. Yapılandırma yapıldı. Yapılandırmadan sonrasında da herkes kirasını ödüyor. Sayıştay raporunun söylediği budur. Bunda da herhangi bir durum söz konusu değildir.''
''1 LİRALIK MEVZU''
''Başka ne var? Mesela mesken olarak görülüp, mesken harici iş yeri olarak gösterilen... Böyle bir şeyin tespiti durumunda zaten, işyeri olarak su aboneliği üzerinden söylenmiş. Meslenle ticari arasında 1 lira 30 kuruş arasında fark var. Bu farktan, belediyeye zarara uğrayabilir diye bu söyleniyor. 1 liralık mevzuyu diline dolayıp bunun altından bir şey aramak, en hafif deyimiyle iyi niyetle bağdaşmayan bir tavırdır. Başka ne var? Elektrik... Demiş ki; elektriği ihaleyle almıyorsunuz. İhaleyle daha düşük alabilirsiniz. Vardı da almadık mı. Kastamonu'da başka tedarikçi yokki. 2019 yılında serbest tüketici limitlerinin üzerinde enerji tükettiğimiz için, gerek bölgedeki, gerek diğer bölgelerdeki tedarikçilerle irtibata geçtik. Yaklaşık maliyeti oluşturmak adına da birim fiyatlar talep edildi fakat ihaleye giren olmadı. Dolayısıyla burada Sayıştay'ın söylediği şu; ihaleyle elektrik almanızda fayda var. Başka firma olmadığı için de giren yok. Mecburen de, birim fiyat üzerinden elektriğimizi almaktayız.''
''SUYUNU MU KESELİM?''
''Başka ne var? Şirketimiz var, bir taraftan atıyorum, inşaat işi yapıyorsunuz onunla ilgili şirket işiniz var, bir taraftan da emlak işiniz var, onunla ilgili şirketiniz var, iki tane büro mu tutacaksınız? Aynı büronun içine yapıyorsunuz. Denilen şu; bunların ayrı ayrı işyeri ruhsatlarının olması gerekir. Burada da herhangi bir şey söz konusu değil. Başka neler var? Tabelalarla ilgili, çöp vergisiyle ilgili, alınamayanları bahsediyor. Evet, bunlardan tahsil edilemeyenler var. Belediyenin yaklaşık su alacağı bir kaç milyonla ifade edilir. Ödeme güçlüğü içinde olan vatandaşımızın suyunu mu keselim. Tebligat yapıyoruz, ödemekte kolaylık sağlayalım diyoruz. Suyunu kesip mağdur mu edelim? Bir taraftan sosyal belediyecilik diyeceksiniz, bir taraftan da ödeme güçlüğü içindeki vatandaşın suyunu kesin diyeceksiniz. ''
''22 ARABA NE OLDU?''
''Asıl beni üzen; bu sosyal medyada dolaşan, ''22 tane araba ne oldu?... Buhar oldu kardeşim. Hiç mi sizin insafınız yok. Ne arıyorsunuz? Listesi burada. 73 (Tescil tarihi) modelden başlıyor, 98 modele kadar hurdaya çıkan arabalar bunlar. Bizim dönemimizle de uzaktan yakından ilgisi yok. Bizim dönemimizde elbette ki kulllanılmayanlardan bir kaç tane hurdaya çıkan oldu. Bunu da devlete teslim ettik. Bunları envanterimizden düştük. Trafiğe de bildirildi. Buradaki mevzu şu; Sayıştay denetçimiz, belediye envanterindeki arabalarla, emniyet müdürlüğündeki arabaların kıyaslamasını yapınca, Emniyette 22 tane daha fazla araba görmüş ve söylediği de bu; 73 model araba... Mütemadiyen listesi var burada. Bu arabaların en genci 98 model. Bunlar, belediye envanterinden düşülmüş, ama emniyetten düşülmemiş.''
''CUMHUR İTTİFAKI OLARAK...''
''Ama bunun altından imalı imalı laflarla, siyasi rant peşinde koşanların belgesi. Bu tavır kabul değil, memleketle ilgili en küçük bir katkı sunmayanların, ortaya bir tane proje koymayanların, başka da diyecek lafları olmayınca, 22 tane araba ne oldu? Şimdi, benim söyleyecek laflarım var, günü gelince hepsini söyleyeceğim. Bu konuşmanın arasında kaynayıp gitmesin diye kendisiyle (Hikmet Erbilgin) ilgili söyleyecek sözüm yok zannetmesin. Beni izlemeye devam etsin, ipliğini pazara nasıl çıkardığımı da herkes görsün. Benim sırtımda hiç kamburum yok. Ben daha önceki mecliste de söyledim; genel merkezimiz, genel başkanımız uygun görürse; önümüzdeki dönemde de devam etmek arzusundayım. Gittik, geçen hafta da müracatımızı yaptık. Genel başkanımız uygun gördü. İnşallah, önümüzdeki günlerde neyin ne olduğunu herkes görür. Kastamonu'da hayal kuranlara gerekli cevabı Cumhur İttifakı olarak biz vereceğiz. Cumhur İttifakı olarak, buradan siyasi rant peşinde koşanlar, cevabı alacaklar. Benim vatandaşım, kimin ne yaptığını biliyor. Benim hemşehrilerim; kim haklı kim haksız ayırt ediyor. Öyle sosyal medyadan, işi görülmeyince bir iki tanesinin laf söylemesiyle ne Kastamonu Belediye başkanı olarak bana zerre zarar gelir, ne de ittifaka zarar gelir. Benim de elimde bir sürü şey var. Ama siyaset dediğiniz şey, etik değerler üzerinden yapılır. Şuradaki bir iki tane uyarı mahiyetinde, şunu şöyle yapsanız daha iyi olurdan, nemalıp kendine pay çıkarmak isteyenlere; 31 Mart'ta benim hemşehrilerim (gereken cevabı verir)''
''NEREDEN GELDİĞİNİ ŞAŞIRIR...''
''Nereden geldiğini şaşırır. Soluğu Denizli'de alır ondan sonra. Allah'a şükürler olsun, sırtımda kamburum yok. Hiç kimse hırsız diyemez, soysuz diyemez, arsız diyemez. Belediyenin imkanlarını ona buna peşkeş çekti de diyemez. Denmediği için bu eleştirileri alıyorum zaten. Ben hazırım. Ben adayım diye çıktım. Bana laf söyleyerek kendin prim yapmaya çalışıyorsan, yapamazsın. Daha öncesinde de söyledim, eğer; varsa niyetiniz, buyurun er meydanı. Çıkarsınız, yarışırsınız. Ama edep çerçevesinde. Ben şunu yapacağım, bunu yapacağım dersiniz, halkın huzuruna çıkarsınız. Beğenen oy verir, beğenmeyen vermez.''


'KAYBETMEYİ GÖZE ALMAYAN SEÇİME GİRMESİN''
''Kaybetmeyi göze almayan seçime girmesin. Demokrasi hazmetme işi. Ama, başkasını kötüleyerek, başkasına laf söyleyerek, afedersiniz ama belaltı vuruşlar yapmaya kalkarak... Bu işler böyle yürümüyor. Onun için, bence özellikle eski sayın il başkanı aynaya baksın. Ondan sonra da çıksın karşımıza buyursun. Öyle buradan Ankara'ya gitmekle falan benim radarımdan kurtulamaz. Adım adım kendisini takip ediyorum. Bundan sonra söyleyeceklerimi de bütün kamuoyu görecek. Ben hiç bugüne kadar bir şey demedim. Sorduğum hiç bir soruya da cevap vermedi. Eşin, sayın vekilin danışmanı mı dedim, cevap yok. Hala cevap yok. Utanmadan danışman maaşını aldınız oturduğunuz yerden. Kazancın da iyi olabilir. 3 tane skoda araba aldınız. Ben sana nereden aldın diye soruyor muyum? Paran varki almışsın diyorum. Bugüne kadar şehre hangi öneriyle geldiniz? Neyi söylediniz? Benim vadem dolmuş, beni de göndereceklermiş. Aha da buradayım. Hadi gel gönder. Buradayım. Delikanlı gibi çıkarsın, ben adayım dersin. Diyemiyorsan da eğer, sana diyecek sözüm çok. O aday olacakmış, bu aday olacakmış, papatya falı açar gibi... Ben çıktım. Delikanlıysan sen de çık. Ama biraz utan. 2019'dan bu tarafa hiç bir şey yok. 2019'dan önceki. Ben hiç kimseyi de bu konuda suçlamak istemem, çünkü belediye envanterinden düşülmüş, ama emniyette plakası var görülüyor. Bu 22 tane araba buhar da olmadı. Bir yere peşkeş falan da çekilmedi. 50 yaşındaki araba. Emniyete de gerekli evrakları verdiğimiz zaman, ortada problem kalmayacak. Bunun üzerinden siyaset yapacak arkadaşlara tavsiyem, detaylı araştırma yapsınlar.''
''Bana baklava dağıtmışsın diyeceksin, yok öyle bir şey deyince de; iş tatlıya bağlansın diye uzatmak istemedim diyeceksin. Söylemediğim sözlerden tezvirat yapıyorsun, habire orada burada konuşuyorsun, basın açıklaması yapıyorsun, sen yaparken hiç bir şey yok. Biz böyle bir şey yok deyince 'laf uzamasın istedim' uzasın. Buyur uzat. Utanmadın mı? Sizin cenahtan birisi söyledi diyor, kim söyledi diyorum isim yok. Ben de bir çok şey duyuyorum, ben de duyduklarım üzerimden konuşuyum. Allah, kimseyi utanılmayacak hale getirmesin.''
''Söylemeyecektim söylüyorum, benim kendi partililerim, kendi dava arkadaşlarım, ya da Cumhur İttifakı'nın herhangi bir yerindeki kongreye davetli olacağım. Bana orada ağza alınmayacak hakaretler edecekler. Dışarı diye kovacaklar. Ben de geleceğim, hala yüzsüz yüzsüz laf söyleyeceğim öyle mi. Biraz utanması varsa, bence bir aynaya baksın.''