Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 23. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 12-14 Kasım 2021 tarihleri arasında Trabzon’da gerçekleştirildi. TGK Başkanlar Kurulu toplantısında, medya sektöründeki son gelişmeler, sorunlar ve çözüm önerileri görüşüldü.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde gerçekleşen ve 9 gazeteciler federasyonu ile 84 gazeteciler cemiyeti başkanı ve basın meslek kuruluşu temsilcisinin katıldığı toplantıdan sonra açıklanan TGK 23. Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde şu ifadelere yer verildi:
"1.Basın özgürlüğü:
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonunu oluşturan 93 basın meslek örgütü olarak ülkemizde öncelikle; darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerin kaldırılmasını, basın özgürlüğüne engel olmayacak şekilde yeniden düzenlenmesini istiyoruz.
2.Gazetecilik Meslek Yasası:
Ülkemizde bugün dileyen herkes, eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın “gazeteciyim” diyerek mesleğe başlayabilmektedir. Yasal kaydı olmayan 'sözde basın kuruluşları', aynı şekilde çalıştırılan internet haber siteleri, yoldan geçen herhangi birini, eline bir fotoğraf makinesi vererek istihdam edebilmektedir. Bu durum, basın mesleğini her türlü istismara açık hale getirmekte, daha da üzücüsü habercilik, tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılabilmektedir. Bu durumun üzücü örneklerine birçok şehrimizde tanık olmakta, sözde gazetecilerin tehdit ve şantaj suçuyla gözaltına alındığını haber yapmaktayız. Mesleğimizdeki bu çarpık durumu ortadan kaldırmak için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen 'Gazetecilik Meslek Yasası', teknolojik gelişmeler de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun olarak mutlaka çıkarılmalıdır.
3. İnternet Yasası ve Sosyal Medya Düzenlemesi:
Sektörde istihdam sağlayan, gazete ve televizyonlarla eşdeğer habercilik yapan kurumsal internet haber siteleri başarılı örnekler olarak karşımıza çıkarken, internet deyimiyle “kopyala yapıştır” kolaycılığından öteye gitmeyen bazı internet haber siteleri, mesleğimizi ve basın meslek etiğini tehdit eden yaklaşımlar sergilemektedir. Yasal boşluktan kaynaklanan bu sorunlar, her geçen gün daha da artmaktadır. İstihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri desteklenmeli, bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız da düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalı, basın kartı alabilmelidir. Yıllardır beklenen, ancak detaylarına ilişkin açıklama yapılmayan İnternet Yasası, son dönemde gündeme gelen “sosyal medya” düzenlemesinin gölgesinde kalmamalı, internet ortamında faaliyet gösteren basın kuruluşlarının ve bu kurumlarda görev yapan meslektaşlarımızın sorunları zaman geçirilmeden çözümlenmelidir. Sosyal medyaya yönelik yasa da çok dikkatli hazırlanmalı, ifade ve basın özgürlüğünü yasaklayıcı değil, kişi hak ve özgürlüklerini savunan, yalan, iftira ve şantaja geçit vermeyen, bilgi kirliliğine yol açmayan nitelikte maddeler içermelidir.
4. Meslektaşlarımızın Çalışma Koşulları:
2022 yılına girmeye hazırlandığımız günümüzde, basın çalışanlarının çalışma koşulları ne yazık ki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler düzeyinde değildir. Hatırlatmakta yarar var ki; Gazetecilik mesleğinin özellikleri, çalışma koşullarının zorlukları, toplumsal işlevi, kamuoyu oluşturma gibi önemli bir hizmet görmesi ve bunu doğru ve kamuoyu yararına yapacak imkân ve güce sahip olabilmesi, kendine özgü özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç gösterdiğinden '5953 sayılı kanun' çıkarılmıştır. Yaklaşık 70 yıl önce, 20 Haziran 1952'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, aradan geçen süre içerinden bir bir değiştirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır. Bu yasanın günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece biz gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. 5953 Sayılı Kanun; yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazede ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde güncellenmelidir. Gazetecilik mesleği basın kartı sahibi koşuluna bağlı olmadan yapılan ağır ve tehlikeli bir iş olarak kabul edilmeli, gazetecilerin Anayasal sosyal güvenlik hakkının sonucu olan fiili hizmet süresi zammı geri verilmelidir. Mesleğimizin kanıtı olan basın kartları da, basın meslek kuruluşlarının söz sahibi olduğu kurullarca yerelde verilmelidir.
5. Televizyon Yayıncılığı ve Sorunları:
Türkiye genelinde yerel, bölgesel ve ulusal yayın yapan televizyon kanallarının ortak sıkıntısı Turksat yayın ücretleri, RTÜK’e ödenen ücretler gibi diğer yayın mecralarında olmayan ücretlendirmeler nedeniyle girdi maliyetlerinin artmasıdır. Özellikle yerel ve bölgesel yayın yapan televizyon kanalları büyük bir borç yükü altında kalmıştır. RTÜK Yasası günümüz koşullarına göre mutlaka yeniden ele alınmalı, RTÜK gelirlerinin bir bölümü, kurumsal yerel radyo ve televizyonlara destek olarak verilmelidir. Yerel yayıncıların ödediği 10 yıllık yayın lisans bedeli de acilen düşürülmeli, yerel ve bölgesel yayıncıların gelirlerine uygun hale getirilmelidir. Yerel yayıncılar açısından benzer sorunun yaşandığı TÜRKSAT yayın iletim ücreti de aynı çerçevede değerlendirilmeli ve acilen düşürülmelidir. RTÜK üye seçimlerinin bir bölümü meslek örgütleri tarafından belirlenmelidir.
6. Koronavirüs’ün Basına Etkileri:
Medya kuruluşlarının, özellikle de yerel basının ilan ve reklam gelirleri, koronavirüs salgını ile birlikte kelimenin tam anlamıyla durmuştur. Pandemi döneminde basılı gazetelerin tiraj gelirleri de yüzde 60 ile yüzde 80’lere varan oranlarda gerilemiş, yerel televizyonların reklam gelirleri adeta sıfırlanmıştır. Bu süreçte firmalar reklamları tamamen durdururken, Basın İlan Kurumu üzerinden alınan resmi ilanlar da, icra ve ihale ilanlarının yayınlanmaması sonucu yüzde 90’lara varan oranlarda azalmıştır. İlan, reklam ve tiraj gelirlerinden mahrum kalan medya kuruluşları, basın çalışanlarının maaşlarının ödenmesi bir yana, zorunlu giderlerini ödeyemeyecek duruma gelmiştir. Bu aşamada uygulamaya konan 'kısa çalışma ödeneği', bu ödenekten yararlanma olanağı bulunan kuruluşları için ilk aşamada can suyu olmuştur. Medya kuruluşlarının Koronavirüs krizinden çıkması için gündeme getirdiğimiz çözüm önerilerimizi, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonunu oluşturan 93 meslek kuruluşu olarak Trabzon Başkanlar Kurulu toplantısı vesilesiyle bir kez daha Türkiye gündemine getirmek istiyoruz;
A) Medya sektöründe faaliyet gösteren gazete, televizyon, radyo ve kurumsal internet haber siteleri için “kredi ve hibe” niteliğinde maddi kaynak sağlanmalıdır. Medya kuruluşlarına banka sicil durumuna bakılmaksızın miktarı yayın kapasitelerine göre belirlenecek yüzde 50’si hibe, yüzde 50’si faizsiz kredi olmak üzere maddi kaynak sağlanmalıdır.
B) Medya kuruluşlarının birikmiş SGK ile diğer vergilerinde indirim yapılmalı, indirim sonrası hesaplanacak borç taksitlendirilmelidir.
C) Gazete, televizyon, radyo ve kurumsal internet haber sitelerinde görev yapan basın çalışanlarına ve diğer basın kartı sahibi gazetecilere, faizsiz kredi verilmelidir.
D) Televizyon kuruluşlarından alınan uydu bedellerinde indirim yapılarak taksitlendirilmeli, RTÜK payları bir süre alınmamalıdır.
E) Yerel basın kuruluşları, belediyeler ve kamu kurumları tarafından ilan ve reklamlarla desteklenmelidir. THY, Vakıfbank, Ziraat Bankası gibi kamu kurumlarının ilanları yerel medyaya da yönlendirilmeli, ayrıca bakanlıklar ücretli “Kamu Spotu” ve “Zorunlu Yayın” desteği vermelidir.
7. Basın İlan Kurumu Destekleri:
Ekim
ayında 'Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi' TBMM gündemine gelmiştir. Yerel gazetelerin yıllık yaklaşık 50 milyon
TL gelir kaybına uğramasına neden olacak bu teklif, AK Parti, CHP, MHP ve İYİ
Parti’li siyasetçilerle TGK yönetimi olarak gerçekleşen görüşmelerimiz sonucu
önerge ile değiştirilmiş, yerel basının resmi ilan kaybına neden olacak
düzenleme değişiklik teklifinden çıkarılarak, teklif, basına zarar vermeyecek
düzenlemeyle kabul edilmiştir. Yerel basın kuruluşlarımız büyük bir felaketin
adeta eşiğinden dönmüşken, 4 Kasım tarihinde '5. Yargı Paketi' adı altında TBMM
Başkanlığı’na sunulan ve 8 ayrı kanunda değişiklik öngören 54 maddelik teklif
de, yerel gazetelere icra iflas kanunu kapsamında verilen ilanlarda değişikliğe
gidilerek benzer şekilde yerel basının ilan kaybına uğramasını öngörmektedir. Bu
değişiklik teklifinin kabul edilmesi halinde, yerel gazetelere verilen icra
iflas ilanlarında önemli oranda düşüş yaşanacaktır. Oysa Türkiye Gazeteciler
Konfederasyonunu oluşturan 93 basın meslek kuruluşu olarak her fırsatta, yerel
basının güçlenmesi ve desteklenmesi çağrısında bulunuyoruz. Başta teklifi veren
AK Parti olmak üzere siyasi partilerin bu yanlıştan da dönmesini istiyor, 'Vergi
Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nde
nasıl yerel gazeteler lehine düzenleme yapıldıysa, 5. Yargı Paketi’nde de
aynı şekilde basın lehine değişiklik yapılması gerektiği çağrısında
bulunuyoruz. Yerel basınımız Basın İlan Kurumu aracılığıyla desteklenmeye devam
edilmeli, destekler gelişen ekonomik koşullara bağlı olarak arttırılmalı, BİK
tarafından uygulanan ilan tarifesi enflasyonda gözlenen artış da göz önüne
alınarak güncellenmelidir."